Çöküş beklentileri ve tuhaf alternatifler
ABD'nin küresel üstünlüğü ve hegemonya sisteminin kendi içinde ve dünyada çözüleceği öngörüleri, farklı düşünürler tarafından dile getiriliyor. Bu görüşler, hem içerideki hem de dışarıdaki yapısal sorunlardan kaynaklanıyor ve dünya düzeninin temelini oluşturan unsurların değişebileceğini işaret ediyor.
Bir grup stratejik düşünür, ABD’nin küresel hegemonya sisteminin kırılacağını ve bunun temel nedeninin, özellikle Çin ve Hindistan gibi yükselen güçlerin ABD’nin etkisinden kopma çabaları olduğunu düşünüyor. Bu ülkelerin, farklılıklarına rağmen ABD'ye karşı ortak bir cephe oluşturacağı öngörülüyor. Bu bakış açısına göre, hegemonya çatlağı büyük ölçüde bu ülkeler arasındaki anlaşmaların sonucunda şekillenecek.
Diğer bir grup ise daha içsel sorunlara işaret ediyor. ABD’deki iç dengesizlikler, adalet ve hukukun üstünlüğü sorunları, kurumlar arasındaki gergin ilişkiler ve sürekli kaybedilen dış savaşlar, ülkenin çöküşünü hızlandırabilir. Büyük şirketlerin zorbalığı ve toplumda büyüyen eşitsizlikler de bu teoriyi güçlendiriyor. Bu gruptaki düşünürler, ABD'nin reform ve yenilenme kapasitesini kaybettiğini ve eski vizyonlarını yeniden inşa etmesi gerektiğini vurguluyor.
Dini ve sivil vizyonlar üzerinden ABD'nin geleceğiyle ilgili alternatifler tartışılıyor. Dini vizyon, Amerika’yı Mesih’in kutsallığının mevcut olduğu bir şehir olarak görürken, sivil vizyon ise Kurucu Babalar ve II. Dünya Savaşı sonrası şekillenen küresel sistemin temelini atıyor. Bu sivil vizyon, Birleşmiş Milletler ve uluslararası hukuk gibi normlara dayanırken, ABD'nin sömürgeci geçmişi ve bu süreçte uyguladığı politikalar da eleştiriliyor.
ABD'nin tarihsel olarak dünyadaki haklar ve özgürlükler için bir lider olarak görüldüğü dönemlerin sonrasında, Karadeniz bölgesindeki savaşlar gibi durumlar bu yapıyı ciddi şekilde sarsmıştır. Bu eleştiriler, ABD'nin küresel politikalarının sadece askeri müdahalelerle şekillendirildiği algısını pekiştirmiştir.
Karamsarlık ise, son yıllarda ABD'nin gücünün "yumuşak güç" olan karizmasından uzaklaştığı bir döneme işaret ediyor. Bugün, askeri müdahalelerin genellikle başarısızlıkla sonuçlanması ve küresel bir istikrarsızlık yaratması, ABD'nin geleceği hakkında büyük bir soru işareti bırakıyor.
Obama döneminde bu sorunlar ciddi şekilde tartışılmaya başlansa da, artık çok geç olduğu ve alternatiflere yönelmenin kaçınılmaz olduğu ifade ediliyor. Alternatif sistemler ve yeniden yapılanma önerileri, ABD'nin geleceğini şekillendirecek en önemli faktörlerden biri haline gelmiş durumda.